Karadeniz’de dönüşü olmayan sona doğru

karadenizdedonusuolmayansonadogruKaynak: Radikal, 31 Aralık 2012
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, “Uluslararası sözleşmelere rağmen maalesef Karadenizi dereler, atıklar ve kıyıları doldurarak kirletmeye devam ediyoruz” dedi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, kirliliğin başta denizler olmak üzere ekosistemi etkilediğine dikkati çekerek, “Doğaya olmaması gereken maddeler atarsanız bir süre sonra doğa buna tepki verir, artık kendini kurtaramaz hale gelir ve yıkım başlar. Şu anda doğa bir yıkım periyotuna doğru gidiyor” dedi.

Her yıl sayısız maddenin doğaya atıldığını vurgulayan Erüz, “Her yıl okyanuslara 40 bin civarında yeni kimyasal madde girişi varmış, yeni türevler. Birçoğunu tanımlayamıyoruz dahi. Bu kadar yoğun değişimde dünyanın doğal ekosistemini dengede oturtması mümkün değil” şeklinde konuştu.

Erüz, Karadeniz’in ise tamamının kirli olduğunu söylemenin doğru olmadığını belirterek, şöyle konuştu:

“Karadeniz’in tamamı kirli demek doğru değil ama nehir ağızları kirlidir. Karadeniz yarı kapalı bir deniz. Yani İstanbul Boğazı haricinde diğer okyanus ve denizlerle etkileşimi olmayan bir deniz. Karadeniz yaklaşık 160 milyon insanın kirleticilerinin bırakıldığı bir deniz. Karadeniz Orta Avrupa, Rusya, Kafkaslar, Balkanlar ve Anadolu gibi büyük bir coğrafyadaki bütün nehirlerin boşaldığı bir deniz. Karadeniz’e akan sular kirli ise ki durum ortada o zaman Karadeniz’de yenilenen su da kirli oluyor ama eğer temiz su girerse daha temiz bir Karadeniz ortaya çıkacak. Karadeniz’de kirlilik varsa bu bizim bıraktığımız atıklardan dolayıdır. Uluslararası sözleşmelere rağmen maalesef Karadeniz’i dereler, atıklar aracılığıyla ve kıyıları doldurarak kirletmeye devam ediyoruz.”

“MEZGİTİN BOYU 13 SANTİMETREYE DÜŞTÜ”

Dünyanın insanlara miras kalmadığını, emanet edildiğini, dolayısıyla gelecek kuşaklara bırakılması gerektiğini söyleyen Erüz, şunları kaydetti:

“Sobamızın bacasından çıkan gazın ya da Avrupa’daki fabrikanın bacasından çıkan gazın gelip Türkiye ‘deki ormanları asit yağmuru ile yok ettiğini, tarlamıza zararlılara karşı kullandığımız zehirli maddenin kutuptaki ayının ölümüne neden olabileceğini, dünyanın küçük bir küre olduğunu, başka bir dünya olmadığını, havanın ve suyun ortak olduğunu, dünyaya bir gram su ve havanın girip çıkmadığını, hep aynı suyun ve havanın dönüp dolaştığını düşünürsek doğru bir şey yapmış oluruz. Yoksa ‘bugün Allah ne verdiyse yiyelim yarın Allah kerim’ dersek yarın Allah kerim olarak kıyameti başımıza yıkacaktır ve kendi kıyametimizi kendimiz yaratacağız.”

Yrd. Doç. Dr. Erüz, bilinçsiz avlanma ve kirlilik sebebiyle Karadeniz’de avcılığı yapılan balık türlerinde ciddi azalma olduğunu ifade ederek, “Bilinçsiz avlanma ve kirlilik nedeniyle Karadeniz’de avcılığı yapılan 26 türün 5-6 türe kadar düştüğünü görüyoruz. Karadeniz’deki türler değişime uğruyor ve bu türlerin miktarında sürekli bir değişim ve azalma var. Bugün mezgitin boyu 13 santimetreye düştü, bu normalde av vermesi gereken balığı tavada yiyoruz demek. Bir sonraki yıla daha az balık bırakıyoruz. Ekosistemde geriye doğru bir gidiş var” dedi.(aa)