Mars’taki su ne anlama geliyor?

Kaynak: National Geographic, 5 Ekim 2015

Mars’ta su bulundu ve herkes bunun çok önemli bir şey olduğu konusunda hemfikir. Peki neden önemli olduğunu biliyor muyuz?

Mars’ta su bulunmasıyla Kızıl Gezegen’i keşfetme maceramızda yeni bir dönemin açıldığını söylemek çok çekici geliyor.

Mars’a adım atan ilk insanların bu tuzlu su akıntılarından birinin dibine yerleşeceğini ve bundan taptaze içme suyu üreteceğini düşünebilirsiniz. Hatta belki de mikroplara ev sahipliği yapma ihtimali olan nemli Mars kuytularında yaşam da bulacaklar.

Fakat gerçeklik temkinli olmayı gerektiriyor. Akan su bulmak yaşam bulmakla aynı şey değil. Şimdilik bilim insanları suyun nereden geldiğini veya bu sızan suyun kimyasının yaşamı desteklemeye elverişli olup olmadığını bilmiyor. Ve ne yazık ki bu gizemleri çözmek için oraya gitmemiz de epey vakit alacak gibi duruyor.

“Hemen şimdi bir uzay aracını tertemiz yapıp Mars’a bir yüzey aracı göndermek çok kolay değil,” diyor Caltech’te gezegen jeoloğu olan Bethany Ehlmann. Ehlmann’ın bahsettiği temizlik, Dünya’dan uzay araçlarıyla Mars’a ulaşıp Kızıl Gezegen’in yüzeyine bulaşmasından endişe edilen mikroplara karşı yapılacak bir temizlik.

Ancak tabii ki heyecanlanmak için de nedenler var. “Bu mevsimsel sızıntılar dünya dışı yaşam arayışında bakılabilecek en iyi yer muhtemelen,” diyor Ehlmann.

YAŞAM İHTİMALİ OLABİLİR Mİ?

Bilim insanları şimdilik şu kadarını biliyor: Analizler gösteriyor ki Mars’ın yamaçlarında yaz mevsimlerinde oluşan gizemli çizgiler, gezegenin yüzeyinde akan sıvı su tarafından oluşturuluyor. Bu tuzlu su kimyasal tepkimeleri, hatta yaşamı bile destekliyor olabilir.

Mars’ın çevresindeki yörünge aracı Reconnaissance’ın HiRISE kamerası tarafından çekilen fotoğrafta görülen çizgiler, en az Mars’ın kendisi kadar güzel. Fakat güzellikleri bir yana, bu çizgiler gürül gürül bir akıntıdan ziyade bir sızıntıdan ibaret.

Bir yeraltı akiferi veya daha sıcak aylarda eriyen ve Mars yamaçlarından akan yüzey altı buz kütlesi tarafından besleniyor olabilirler.

Olasılık dışı olmasalar da –Mars yüzeyinin altında buz kütlelerinin varlığını biliyoruz– bilim insanlarının aklına daha çok yatan bir senaryo daha var: Su atmosferden geliyor. Eğer bu doğruysa, yüzeyde bulunan su değerlendirmesi çok daha zor bir kaynak haline gelecek.

Atmosferdeki bu su nasıl koyu renkli çizgilere dönüşüyor olabilir? Mars’ta –tıpkı Dünya’da olduğu gibi– yüzeydeki tuz atmosferdeki su buharını emip kristal yapısının içine hapsedebiliyor. İyice ıslanan kristaller daha sonra ısındıklarında çözülüyorlar. Sıvı haldeki karışım yer çekimine yenik düşüyor ve Mars yamaçlarından yavaş yavaş aşağı akıyor.

Şili’nin inanılmaz derecede kuru olan Atacama Çölü’nde de var olan bu sistem en sıradışı yaşam şekillerinin hayatta kalmasını sağlıyor.

Tabii bunun Mars’ta da bu işe yaradığının bir garantisi yok. McKay Mars akıntılarının yanında yer alan ve perklorat adı verilen tuz türünün, Dünya’da en çok rastladığımız tuz türlerinden farklı sıvı karışımlar oluşturduğunu söylüyor. Hatta Mars’taki bu yapı en fazla Antarktika’daki Don Juan Havuzu’ndakine benzer bir davranış sergiliyor olabilir. Söz konusu havuz Dünya’daki en tuzlu sıvı su kütlesi –ve ne yazık ki tamamen ölü.

“Böyle bir su kütlesi yaşam için hiç uygun değil ve biyolojik olarak da pek ilgi çekici değil,” diyor McKay. “Don Juan Havuzu’nun sularında hiçbir şey yaşayamaz.”

Suyu Takip Edince

Diyelim ki atmosferdeki nemden kaynaklanan su sızıntıları Mars’a ayak basacak ilk insanlar için çok da verimli bir su kuyusu işlevi görmeyecek; hatta belki Marslı mikroorganizmalar için bile harika bir ev olmayacak. Peki bunlar bu buluşu değersiz kılar mı?

Kesinlikle hayır. Şu ana kadar –elimizdeki tek örnek olan Dünya’dan öğrendiğimiz kadarıyla– şunu biliyoruz: Yaşam, su olan her yerde belirme eğilimi gösteriyor. Bu yüzden NASA’nın dünya dışı yaşam arayışına tek bir motto yön veriyor: “Suyu takip et.”

İronik olarak NASA bu son bulunan suyu takip edemiyor. Şimdilik.

NASA’nın Gezegen Koruma Ofisi’nin dediğine göre akan suyun olduğu bir bölgeye uzay aracı göndermek çok riskli. Su bulunan yamaçlar “özel bölge” olarak etiketlenecek; bu bölgelere temizlenip sterilize edilmeden hiçbir uzay aracı gönderilmiyor.

Olur da uzay aracına sızan mikroorganizmalar Mars yolculuğu boyunca hayatta kalır ve kendilerine tuzlu bir havuz bulursa Kızıl Gezegen’de tutunabilir ve bu bölgelere bulaşabilirler. Bu senaryo yalnızca ileride Mars’ta yapacağımız yaşam arayışına darbe vurmakla kalmaz, olası bir felakete de yol açabilir: Dünya’da istilacı türleri nasıl hızlı yaydığımızı ve onların yol açtığı hasarları bir düşünün.

Bu ihtimal tabii ki dikkatli olmayı gerektiriyor. Fakat eğer bir gün insanlar Mars’ta yürüyecekse (ki bazı kişilere göre Güneş Sistemi’nin keşfinde sıradaki adımımız bu olacak) zaten etrafa sterilize edilmiş robotların yayabileceğinden çok daha fazla mikroorganizma saçılacak. Ayrıca Dünya’dan mikroorganizmalar illa Mars’ta hayatta kalacak diye bir şey de yok.

Geçtiğimiz onyılda gezegenleri keşfederken bulduğumuz en önemli şey suyun her yerde olduğu: Ay’ın tozlarına tıkışmış halde, Merkür’ün gölgeler içindeki kraterlerinde donmuş halde, kometlerin kuyruklarında ve başka gezegenlere ait uyduların kabuklarının altında… Şimdi Mars da su bulunduğunu bildiğimiz cisimlerin arasına eklendi. Bu cisimlerde nefes alan olsun ya da olmasın, bu tek başına yeterince önemli bir bulgu.

“Modern Mars hemen önümüzde,” diyor Ehlmann. En nihayetinde günümüzde bile yüzeyinde su bulunan aktif bir dünyadan bahsediyoruz. “İklimdeki ufacık bir değişiklik bile suyun yayılıp gitmesini sağlayabilir.”