Doğal afet değil iklim değişikliği

Özellikle İstanbul’da seller kırk yılın başında olan bir aşırı iklim olayı olmaktan çıktı ve artık rutin bir hal aldı. 2014 yılındaki sağanak sırasında İstanbul’da hortum bile görülmüştü. Çarpık ve aşırı kentleşme sonucu her yerin beton olduğu, yeşillik alan kalmadığı için de yağmurun toprağa değmeden beton üzerinden akması sonucu seller oluşuyor. Ancak şunu unutmamak lazım; yaşanan bu felaketlerin arka planında tüm yerkürede etkili olan ve şiddeti hızla artmakta olan bir küresel iklim değişikliği gerçeği var. İstanbul’daki çarpık ve aşırı kentleşme zaten var olan bir küresel meselenin şiddetinin daha fazla hissedilmesine neden oluyor. Kentsel dönüşüm adı altında ya da “çılgın projeler” eşliğinde ormanlık ve sulak alanlarını yok eden, kenti beton yığınına çeviren projelerin, iklim değişikliğine, aşırı yağmurlara ve sellere etkisini doğrudan ve dolaylı olarak kat be kat artırdığı da kesin.

İklim değişikliği ve etkileri konusunda dünyanın en önemli bilimsel yayın organı olan Nature Climate Change dergisinde, 2013 Aralık ayında iklim değişikliğinin tüm dünyadaki kıyı şehirlerine etkisini inceleyen bir araştırmanın sonuçları yayınlanmıştı. Araştırmaya göre dünyada en riskli ilk on şehir sıralamasında, İstanbul sekizinci, İzmir de onuncu sırada yer alıyordu. Duyduk duymadık demeyin! “Türkiye nüfusunun yaklaşık %20’sini barındıran, GSYİH’nın yarısına yakınını üreten İstanbul, su baskınları açısından 2050 yılında dünyanın en riskli sekizinci şehri olacak.”

Ve yetkililer her bir aşırı hava olayının ardından yaptıkları gibi, “vatandaşın küresel ısınmaya neden olan sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamaları, yağışlar sırasında mümkün olduğunda açık alanda bulunmamaya gayret etsinler” çağrısında bulunuyor.

Biz de iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuz koşullara karşı uyum ve koruma tedbirleri almak konusunda bile geç kalmış, tüm sorumluluğu bireylere yükleme çabasında olan hükümete çağrıda bulunuyoruz.

Fosil yakıtlara dayalı enerji politikanızı değiştirin. Derhal lisans almış olan veya lisans bekleyen bütün kömürlü termik santrallerin yapımından vazgeçin. Hala işletilmekte olan kömürlü termik santralleri çalışanlara yeni iş garantisi sağlayarak kapatın. Kentleri yağmur sularını değerlendirebilecek şekilde düzenleyin.

İklim değişikliğini ciddiye almaz ve gerekli adımları atmazsanız sadece İstanbul’u, değil pek çok kıyı şehrini 15 dakikalık bir yağmurda bile seller götürecek. Ya da iklim değişikliğinin fıtratında olan sel, kuraklık, hortum, kasırga, deniz seviyelerinin yükselmesi, orman yangınları, salgın hastalıklardan biri yaşanıyor olacak. Ve bütün bunlar tamamen sizin eseriniz olacak.

Benzer yazılar:

İstanbul'un su kaynağı Kaynarca tehdit altında
Lübnan’ın su krizi ve Suriyeli mülteciler
Tarım,sanayi,kent,enerji vb. sektörlerde su tüketimine ilişkin çarpıcı veri...
Su Hakkı'nda dünyanın su gündemini değerlendirdik
Su Hakkı'nda Alakır Nehri'ndeki gelişmeleri konuştuk
Su Hakkı'nda Türkiye'de %55'e varan su kayıplarını konuştuk.

Yorum yap