Ekoloji mücadelesi milliyetçilik ile el ele verilemez

3 Eylül tarihinde Kuzey Ormanları sayfasında ve Cumhuriyet Gazetesi’nde CHP milletvekili Gülay Yedekçi’nin İstanbul Kanal Projesi hakkında yaptığı açıklamaya yer verildi. Açıklamada yer alan aşağıdaki paragrafın ekoloji ve çevre mücadelesi veren oluşumlar tarafından paylaşılmaması gerektiğini düşünerek Su Hakkı Kampanyası olarak düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Yedekçi açıklamasında şu sözleri sarf etmiştir:

“Kanal İstanbul Projesi’nin uygulanmasının sonucu çıkartılan hafriyatlar ile Marmara Denizi ve Karadeniz’in çıkış noktalarına yapay adalar kurulması ve yapay adalarda kanalı finanse etmek için gelir getirici projeler yapılması planlanıyor. Ege’de egemenliği açıkça Yunanistan’a verilmemiş, ülkemize ait 18 adada Yunanistan bayrağı dalgalanmaktadır. 18 adamızı Yunan işgalinden kurtarılarak, üzerinde gelir getirici projeler uygulanmalı, elde edilen gelir kamu yararına kullanılmalıdır. Yapay ada projeleri üretilirken ülkemizin adalarının işgal altında olması kabul edilemez.”

 

Kanal İstanbul projesi Türkiye’nin neoliberal kalkınma hedefleri doğrultusunda AKP hükümeti tarafından dayatılan projelerden bir tanesidir. Ancak bu kadar büyük ölçekli olmasa da benzer projeler sadece AKP’li belediyelerin uygulamalarıyla değil neoliberal kalkınmacılığı benimseyen bütün siyasi partilerin ve hükümetlerin ortak uygulamalarıdır. Bütün doğal varlıkları ve sosyal hizmetleri, şirketlerin lehine devlet desteği ile metalaştırma süreci olarak görülmesi gereken neoliberalizm sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yaşanmakta olan bir süreçtir. Küresel kapitalizme ve şirketlere karşı sularını, doğasını ve yaşamı savunan aktivistlerin uluslararası dayanışmayı arttırması gerekirken milliyetçi argümanları öne çıkararak mücadele verilebileceğini düşünmek, içerisinde yaşadığımız koşulların anlaşılamamış olduğunu gösteriyor.

 

Su Hakkı Kampanyası olarak Türk ve Yunan devletleri arasındaki çıkar mücadelesinde hiç bir taraftan yana tavır almayarak milliyetçiliğe karşı enternasyonal dayanışmanın öne çıkarılmasını savunuyoruz. Ekoloji ve çevre mücadelesi militarizme, milliyetçiliğe ve savaş çığırtkanlığına karşı mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Yunanistan’da suyun özelleştirilmesine karşı kazanılan mücadeleler bize ilham vermektedir. Gezi direnişi ile Syntagma Meydanı işgali ortak düşmana karşı verilen mücadelelerdir. Yunanistan emekçilerinin ekonomik kriz başladığından beri verdiği mücadeleler hem küresel emek mücadelesi hem de ekoloji mücadeleleri için çok önemlidir. 

 

Devletler arasındaki çıkar çatışmalarına yaslanan milliyetçi bir ekoloji mücadelesi ortak düşman olan kapitalizmi ve şirketleri silikleştirerek, birlikte mücadele vermesi gereken dünya halkları ve emekçilerini birbirine düşürmektedir. Su Hakkı Kampanyası olarak Yedekçi’yi İstanbul Kanal Projesi’ne karşı çıkarken milliyetçi argümanlara başvurduğu için kınıyoruz. Kuzey Ormanları Savunması’nın bu yazıyı kendi görüşleri olarak paylaşmadığının farkındayız. Ancak yine de bu tarz açıklamaları paylaşarak milliyetçiliğe müsamaha göstermemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konudaki düşüncelerimizi kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görüyoruz.

 

Su Hakkı Kampanyası

Benzer yazılar:

Su Hakkı'nda Bursa'daki foseptik skandalını konuştuk
Kolombiya’da kuraklık ve çocuk ölümleri
Pulitzer Ödüllü Diana Marcum Kaliforniya’daki kuraklığı yazdı (III)
Su Hakkı'nda barışı, aşkı ve mücadeleyi suyla anlatan şarkıları dinledik
Su Hakkı'nda dünyanın su gündemini ele alan raporları konustuk
Su Hakkı'nda Cerattepe'den Hasankeyf'e Türkiye'nin su varlıklarının halini ...

Yorum yap