ABD’de kapitalizmin yarattığı bir su felaketi: Flint

ff1Kaynak: Habersol, 4 Şubat 2016

Başta su olmak üzere kamu hizmetlerinin piyasalaşması, sanayisizleşme ve insansızlaşma, halk sağlığının hiçe sayılması, yerel yönetimlerin kaynaklar için birbirinin kuyusunu kazması… Tekmili birden, ABD’deki küçük bir kentin, Flint’in 2 yıldır yaşadığı sorunları anlatıyor.

Görmemiş olamazsınız. Bir kadın eli, küçük bir bidonu kulpundan tutup havaya kaldırmış, bidonun içinde sarı ile kahverengi arası bulanık bir sıvı var. Bu sarı ile kahverengi arası bulanık sıvı, aslında su.

ABD’nin Michigan eyaletinde bulunan Flint kenti, yaklaşık 2 yıldır büyük bir halk sağlığı sorununa neden olan su kirliliği ile boğuşuyor. Böyle deyince, sanki kendiliğinden kirlenmiş bir su kaynağı ile karşı karşıya olunduğu zannedilebilir; ancak kazın ayağı öyle değil. Flint’in başına gelenler, kapitalizmin son 40 yılının tipik bir özeti. Yani hikaye, 2 yıllık değil aslında.

EKONOMİNİN MOTORUNDAN İŞSİZLİĞE
Flint, Michigan’ın en büyük kenti Detroit’le beraber, Amerikan otomobil endüstrisinin kalbi olarak biliniyordu. General Motors’un (GM) iki kurucusundan biri, William Crapo Durant, şirketin merkezi olarak Flint’i seçmişti. GM’nin ünlü Buick ve Chevrolet modelleri burada üretiliyordu. Aynı Flint, GM’ye karşı ünlü 1935-1936 işçi direnişinin de merkeziydi. ABD otomobil endüstrisindeki sendikalaşma da bu direniş ile birlik hüviyetine kavuşuyordu.

ff21973’teki petrol kriziyle başlayan sıkıntılar, neoliberal dönemde yaygınlaşan sanayisizleşme ile birlikte doruk noktasına ulaşacaktı. GM, kentteki fabrikalarını birer birer kapatarak sendikasız bölgelere ya da ülkelere taşınmaya başladı. GM’nin çalışan sayısı onyıllar içerisinde 80 binden 8 binin altına düşerken, Flint’in nüfusu da 200 binden 100 binin altına gerileyecekti. Kente ilişkin bir başka fenomen ise “beyaz uçuş (white flight)” idi. ABD’de türetilen bu terim, etnik olarak karışık ABD kentlerindeki beyaz nüfusun, etnik olarak daha homojen bölgelere göç edişini anlatıyor. Kentteki beyaz nüfus da, 1970’lerle birlikte ayrılmaya başlamıştı.

Flint’in sanayisizleşmesi ile ilgili önemli bir tanıklık, ünlü ABD’li yönetmen Micheal Moore’un 1989 yılında çektiği Roger&Me isimlibelgesel. “Roger”, dönemin GM CEO’su Roger Smith. Kendisi de doğma büyüme Flintli olan Moore, belgeselinde GM’in “tenkisat” kararının bölgeye etkisini araştırırken, bir yandan da Roger’a ulaşmaya çalışmasının komik hikayesini anlatıyor. Moore Flint’teki değişime Bowling for Columbine ve Fahrenheit 9/11 gibi başka filmlerinde de değinmişti.

SU SAVAŞLARI
Flint’teki su sorunu hakkında okurken, yukarıdaki çerçeveyi akılda tutmak gerekiyor. Çünkü sanayisizleşmenin harabeye çevirdiği bu kentteki yöneticilerin skandaldaki payı, 40 yıllık süreçte bağımsız incelenemez.

Flint’in su hikayesi ise kısaca şöyle: 1962 yılında Huron Gölü’nden Flint’e boru hattı çekilmek istenmiş ancak bir emlak skandalı nedeniyle bu projeden vazgeçilmiş ve Detroit’ten su alınmaya başlanmıştı. 1967 yılında Detroit’ten Flint’e boru hattı tamamlanmıştı. Kentin nüfusu en yüksek seviyesindeyken günlük 380 bin metreküp su veriliyordu, 2014 yılında ise bu rakam 81 bin metreküpe düştü.

2010 yılında, Flint’in su ihtiyacının Detroit’ten değil Huron Gölü’nden karşılanması için bir proje düzenlendi ve bu projenin sahibi olarak Karegnondi Water Authority (KWA) belirlendi. Detroit Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü (DWSD) ise buna şiddetle karşı çıktı. DWSD, Flint kentini “su savaşı” başlatmakla suçladı ve Flint’in KWA’ya katılımının engellenmesini istedi.

ff3Gerilim artınca, DWSD, Flint’e su anlaşmasının 12 ay içerisinde iptal edileceğini haber verdi. Bu, Nisan 2014 itibariyle Flint’e Detroit’ten su gelmemesi demekti. Ancak bir sorun vardı. KWA’nın 2016 sonuna kadar bitmesi beklenmiyordu. Bu durumda alternatif bir su kaynağına bakılacaktı ve o kaynak bulundu: Flint Nehri. Nisan 2014’te, Flint’in su kaynağı değişti.

2011 Temmuzu’nda Flint Nehri’nin su kaynağı olarak değerlendirilebileceği yönünde rapor hazırlayan bir yerel şirket, Rowe Professional Services, yeni projenin başına geçmişti (Flint Nehri’nin, Saginaw Körfezi aracılığıyla Huron Nehri’ne döküldüğünü belirtelim). Şirketin hazırladığı raporda, Huron Gölü’nün Detroit’e göre daha ucuz ve uzun vadeli bir su kaynağı oluşturduğu iddia ediliyordu.

DWSD, yeni bir kontrat için kendi su fiyatının faizlerini artırınca, farklı bir kaynak arayışı mecburi hale geldi. O dönem acil durum yöneticisi olan Darnell Earley, DWSD’ye bir mektup yazarak, artık Detroit’ten su almalarına gerek bulunmadığını, Flint Nehri’nin tamamen operasyonel durumda olduğunu söylemişti. Aynı Earley, şu anda Detroit Kamu Okulları acil durum yöneticisi.

SKANDALIN BAŞLANGICI
Nisan 2014’e gelindiğinde, kent yönetimi, Huron Gölü projesi bitene kadar, para tasarrufu için su kaynağını Flint Nehri’ne çevirdi.

Ancak konu bundan ibaret değildi. Daha önce, Detroit’ten getirilen sulara fosforik asit tuzu (ortofosfat) atılıyordu. Nedeni ise şuydu: Ortofosfat, kurşun ya da demir boruların suyun içerisine bulaşmasını engelliyordu. Flint Nehri’ne geçişle birlikte, işte bu ortofosfat kullanımından vazgeçildi. Oysa Flint’teki su boruları, ucuz ve dayanıklı olduğu için vakti zamanında kurşundan yapılmıştı!

Etki muazzamdı. 6 ayın sonunda, Flint’teki yerel GM fabrikası Flint Nehri’nden gelen suyu kullanmayı bıraktı. Nedeni, suyun fazla aşındırıcı (corrosive) olmasıydı; su, motor parçalarına zarar veriyordu. Ancak GM kent yöneticilerini rahatlatmak için şunları söylüyordu: “Su belki içmek için güvenli olabilir, ancak motorlar için değil.” GM’ye göre sudaki klorür seviyesi fazlaydı.

Ancak kent yöneticileri, suyun “%100 güvenli” olduğuna dair sürekli güvenceler vermeyi sürdürdüler. Ancak Ocak 2015’te, halkın şikayetleri görmezden gelinemeyecek duruma gelmişti. Michigan Çevresel Kalite Müdürlüğü yetkilileri Flint’in suyunu övedursun, bir doktor, Flint’te yaşayan çocukların kanından üst seviyeden fazla kurşun olduğunu tespit ediyordu.

ff4Kent yöneticileri ise hala “su güvenli” türküsünü söylüyordu. Kurşun boruların bulunduğu evlere giderek numune aldıklarını ve buradaki kurşun seviyesinin üst sınırı aşmadığını söylüyorlardı. Ancak Kasım 2015’te, bu raporların yalan olduğunu, aslında kurşun boruların bulunduğu evlerin hangileri olduğunu bilmediklerini itiraf edeceklerdi.

CNN’de yer alan bir haberde daha büyük bir skandala da işaretediliyordu. Uzmanlar, ortofosfat eklenmesinin durdurulmasının sorunların yüzde 90’ının kaynağı olduğunu belirtiyor ve bu kimyasalın günlük ancak 100 dolara mal olacağını kaydediyorlardı. Bazı yerel kaynaklar, ortofostfatın kesilmesinin “para tasarrufu” ile değil, cehalet ve idare-i maslahatçılıkla ilgili olduğunu düşünüyorlar.

Yalnızca Flint’in yerel yöneticileri de sorumlu değil. Michigan Çevresel Kalite Müdürlüğü, Flint’teki su kaynağı değişimini takip etmemiş. Üstelim Müdürlük’ün aşınma kontrol protokolü, nüfusu 50 binden az kasabalar için geliştirilmişti; oysa Flint’in nüfusu 100 bine alttan yaklaşıyordu. Dahası da var. Müdürlük, protokolü ilk 6 ay için uygularken, sonraki altı ayda ya çok az kontrol yapmış ya da hiç yapmamıştı.

HALK SAĞLIĞI TEHLİKEYE ATILDI
Skandalın diğer boyutlarına geleceğiz, fakat sırada su kirliliğinin yarattığı halk sağlığı sorunları var.

2015 Eylül ayında yapılan bir çalışma, su kaynağı değiştikten sonra bebek ve çocukların kanındaki kurşun oranının iki katına çıktığını gösteriyordu.

Başka bir çalışma, Flint Nehri’nin suyunun aşındırıcı olduğunu tespit ediyor ve kurşun kirlenmesinin yaşandığını doğruluyordu. Bu çalışmada, Flint’teki evlerin en az dörtte birinde federal sınırın üstünde kurşun olduğu belirtiliyordu.

Daha sonra, su kaynaklı olduğu tahmin edilen Lejyoner hastalığı (klima hastalığı diye de bilinir) vakaları görülmeye başlandı. Michigan Sağlık ve İnsan Hizmetleri Müdürlüğü’nden bir yetkilinin, bilgi edinme yasası kapsamında yayımlanan e-postaları, su kirliliği ile hastalık arasındaki bağlantıyı doğruluyor.

Toplamda 9 bin çocuğun kirlilikten etkilendiği tahmin ediliyor. Çocuklukta fazla kurşuna maruz kalmak düşük IQ, böbrek yetmezliği gibi hastalıklara neden olabiliyor. Üstelik, kurşuna maruz kalan çocukların çocukları, hatta torunları dahi bunun izini taşıyabiliyor.

TÜRKLERE HAS OLMAYAN BİR GÖSTERİ!
Doğrusu, Flint vakası, neoliberal dönemde yöneticilerin nasıl çürüdüğünü göstermesi açısından ibretlik.

Dönemin Flint Belediye Başkanı Dayne Walling, TV5 kanalında sunucunun kendisine getirdiği bir bardak çeşme suyunu içmişti.

“Bu sizin standart çeşme suyunuz” diyen Walling, yalnızca birazcık klor tadı alabileceklerini, ancak kendisinin “her gün” bu sudan içtiğini söylemişti.

Walling’in bu gösterisi, “çayda radyasyon yok” diyerek çay içen eski Sanati ve Ticaret Bakanı Cahit Aral’ı akla getiriyor.

Üstelik Walling bu gösteriyi, ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) su uzmanları tarafından hazırlanan ve Flint’in suyundaki kurşun oranının fazla olduğunu söyleyen raporu okumasından birkaç gün sonra yapmıştı. Daha skandal olan ise, EPA’nın bir başka yetkilisinin Walling’e rapor hakkında endişe etmemesini, hatta bu raporun yalnızca bir taslak olduğunu söylemesiydi!

Bunun üzerine, belediye başkanının ekibinden bir isim, Dennis Muchmore, sudaki kurşun seviyesini dert edenleri “her şeye karşı olan bir grup” olarak nitelendirerek itibarsızlaştırmaya çalıştı. Sağlık ve İnsan Hakları Müdürlüğü ise, 1700 küsur çocuktan alınan kan örneklerini yetersiz buluyor ve “küçük bir örneklem” diyerek kanlarındaki yüksek seviye kurşun oranlarını küçümsüyordu.

Mevzunun ülke gündemine girişi ise, geçen Ekim ayında Michigan Valisi Rick Snyder’in en sonunda olayın kendi düşündüğünden daha büyük olduğunu kabul edip Flint’in su sistemini onarmak için 12 milyon dolarlık bir bütçe ayırdığını duyurmasıyla oldu. Snyder’in kurdurduğu bir ekip ise, sorumluları araştırmaya başladı. Ekibin ilk raporunda, eyaletin çevre müdürlüğü suçlandı. Snyder, 2011 yılında Flint’e bir “acil durum ekonomi yöneticisi” atayan vali, aynı zamanda. Su projeleri bu dönemde başlamış, yerel yöneticilerle valilik arasında sürtüşmeler de çoğalmıştı. Ancak esas neden, Flint kentinin içinde bulunduğu ve giderek bozulan ekonomik durumdu.

YALNIZCA FLINT DEĞİL
Ancak su skandalı yalnızca Flint’ten ibaret değil. Konunun ulusal çapta duyulmasının ardından, başka bölgelerde yaşayan ABD yurttaşları sosyal medyadan şikayetlerde bulunarak federal hükümeti göreve davet etti.

Örneğin St. Joseph, Lousiana’dan kimseler, su fotoğraflarıpaylaşarak, “Kirliliğin Flint’ten ibaret olduğunu sanıyorsanız yanlıyorsunuz” dedi.

2011 yılında Ulusal Kaynaklar Savunma Konseyi’nin hazırladığı rapora göre, en az 19 kentte kirlilik had safhada. Bu kentler arasında Albuquerque, Denver, Phoenix, San Diego ve Fresno da yer alıyor.

Pensilvanya’daki 18 kentin suyunda da, Flint’tekinden daha fazla kurşun seviyesi belirlendi.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA’DAN HABERLER…
Flint’teki skandal daha sonra Kongre’ye kadar gitti. Hatta FBI da sorumluların kim olduğunu tespit için dosyaya el attı.

Flint halkı ise, skandal ortaya çıkınca yeniden Detroit’ten alınmaya başlanan sulara güvenmemeyi sürdürüyor. Musluklarının ucuna mavi bir filtre takarak yaşamaya devam ediyorlar. Tabii, dışarıdan su almayı da sürdürerek. Ancak kurşun vakasının onyıllarca sürecek etkilerinden neredeyse eminler.

Kongre İzleme ve Hükümet Reform Komitesi, dün Flint hakkında bir oturum düzenledi. Flintlilerin de katıldığı bu oturumda, belki de Komite’nin Cumhuriyetçi başkanı Senatör Jason Chaffetz durumu özetliyordu:

Burası Amerika Birleşik Devletleri – olay burada yaşanmamalıydı. Biz bazı Üçüncü Dünya ülkelerinden değiliz.
Ancak yine Flint doğumlu ünlü caz vokali Dee Dee Bridgewater’ın kişisel Facebook hesabından yaptığı açıklamaya göre, “üçüncü dünya ülkesi” olmayan ABD’nin yerel yöneticileri, suyun kirli olduğunu bildikleri halde kendileri için özel temiz su getirmesini biliyorlardı!

Demek ki şark kurnazlığı, “globalleşen dünyamızda” çevreden merkeze doğru kayarken hiçbir engelle karşılaşmamıştı…

Flint’teki su skandalını takip etmek için bakınız: http://flintwaterstudy.org/