Musul Barajı çökmek üzere

musul barajı resimIrak Kürdistanı’nda yer alan ve Irak’ın en büyük barajı olan Musul Barajı haftalardır alarm veriyor. Şubat ayı sonunda Bağdat’taki ABD Konsolosluğu barajın yıkılmak üzere olduğunu duyurmuştu. Irak Başbakanı Haydar El Abadi uyarı üzerine Musul sakinlerinden Dicle nehri kıyılarından 6 km kadar uzağa yerleşmelerini istedi.

Barajın yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olmasının nedeni üzerine yapıldığı toprağın yapısı. Barajın altındaki toprak nehir tarafından sürekli olarak aşındırılıyor ve topraktaki alçıtaşı su ile temas ettikçe eriyor. Bu baraj tabanında deliklerin oluşmasına neden oluyor. Aşınmayı engellemek için 1985 yılından beri baraj tabanına 24 makine ile sürekli olarak çimento dökülüyor. 113 metre yükseklikteki barajda sürekli çimento enjekte etme işlemi yapılmaz ise tabanında oluşacak delik barajın yıkılmasına neden olacak.

Musul barajının durumu

Baraj yıkılacak olursa arkasındaki 48 km uzunluğundaki göletin suları Dicle nehrine boşalacak ve yüzmilyonlarca metre küp su Irak’ın en büyük ikinci kenti olan Musul’a akacak daha sonra da daha aşağıdaki Bağdat’ı etkileyecek. Baraj yıkıldığı takdirde, sadece dört saat içerisinde 20 metre yükseklikteki selin Musul’u kaplayacağı tahmin ediliyor. Selin Bağdat’a varması ise 45 saati bulacak. ABD’li yetkililer bu felaket gerçekleşecek olursa 500 bin insanın ölebileceğini, milyonlarca insanın da evlerini terk etmek zorunda kalacağını söyledi.

baraj etrafında obruklar
Baraj civarında su ile temas sonucu eriyen maddelerin yol açtığı obruklardan bir örnek

Sorunun Şubat ayında gündeme gelme nedeni Musul Barajı’nın 2014 yılında IŞİD tarafından haftalarca kontrol altında tutulmasının yol açtığı tahribat. 6 hafta boyunca çimento enjeksiyonu yapılamadı ve sonrasında Peşmerge barajı yeniden ele geçirse de çimento fabrikasının IŞİD’in elinde olmasından kaynaklı olarak çimento enjeksiyonu tahribatın düzeltilmesini engelliyor.

IŞİD kontrolü altındaki Musul’da halkın şehri terketmesi yasak. Dolayısıyla tüm uyarılara rağmen baraj yıkılacak olursa yüzbinlerce insanın ölmesinden ve göç etmek zorunda kalmasından endişe ediliyor.

 

The Guardian’a konuşan Musul Barajı’nın eski mühendisi Nasrat Adamo önemli bir ayrıntıya daha dikkat çekti. Adamo yıllardır çimento enjeksiyonu için 3 vardiya halinde 300 kişinin 24 saat çimento döktüğünü ancak baraj IŞİD’in eline geçtikten sonra bunun yapılamadığını ve sonrasında da IŞİD tehlikesinden dolayı işçi bulmakta zorluk çektiklerini açıkladı. Barajda şuanda 30 kadar işçi çimento dökmek için çalışıyormuş.

Musul baraj haritası

Baraj, Irak’ın ABD tarafından işgali sonrasında da taşıdığı tehlikelerle gündeme gelmişti. 2006 yılındaki bir raporda ABD yetkilileri Musul Barajı’nı “dünyanın en tehlikeli barajı” ilan etmişlerdi. Tek kalıcı çözüm yönteminin ise 2 milyar $ masrafı olduğu söylenen ikinci bir barajın yapılması. Böyle bir baraj yapımına 1990 yılında başlanmasına rağmen BM’nin Irak’a yönelik ekonomik ambargo kararı nedeniyle 1991’de inşaatı durmuştu. Irak’ın işgal edildiği 2003 yılından bu yana barajın geçici onarımı için ABD’nin harcadığı bütçe 27 milyon $. Geçen hafta ise baraj onarımı için İtalyan bir firma ile 270 milyon dolarlık bir anlaşma imzalandı.

Musul barajı, dev barajların neden olabileceği felaketi göstermesi açısından önemli. Musul Barajı’nın yapımı Türkiye’deki dev barajlarda da olduğu gibi kilometrelerce alanı sular altında bırakmıştı. Birçok köy ve hatta tarihi alanlar baraj suları nedeniyle yok oldu. Bu proje, yine Türkiye’deki GAP projesinin söylemlerine benzer bir şekilde Saddam Hüseyin tarafından bölgede istihdam sağlanacağı ve sulama sayesinde tarımın geliştirileceği söylemi ile desteklenmişti.

Barajın yapıldığı alanın uygunsuzluğu bilinmesine rağmen Alman-İtalyan şirketleri tarafından baraj yapımı tamamlanmıştı. Çevre ve insan faktörünü önemsemeyen şirketlerin kar amacı uğruna, çökme riskini bile bile dev barajlar yapmaktan da nükleer santraller yapmaktan da geri durmadıkları ortada. Türkiye’de HES’ler ve madenler konusunda Çevre Değerlendirme raporlarının kalkınma düşmanı olduğunu söyleyen politikacılar, şirketlerin neden olabileceği felaketleri görmemekte ısrar ediyorlar. Oysa çevreye, toplumsal yaşama ve ekolojiye olan etkisi düşünülmeden yapılan projeler Musul Barajı örneğinde olduğu gibi uzun vadede yıkıcı etkiye yol açabiliyor.

Kaynak: CBS News, Japan Times, The Guardian