Gazze’ye uygulanan su ambargosu

Gazze su tankeri
2014’te İsrail’in vurduğu bir su deposu

İsrail’in Filistin’i işgalinin 50. yılında, Gazze’nin temiz içme suyu kaynaklarının tükenmesi an meselesi. 1 milyon 800 bin kişinin yaşadığı Gazze’nin en büyük sorunlarından biri temiz suya ulaşım. Sorun o kadar büyük bir halde yaşanıyor ki Gazze’liler Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği minimum günlük su kullanım miktarı kişi başı 100 litrenin altında 89,5 litre ile hayatta kalmaya çalışıyorlar.

Avrupa Birliği’nin yaptırdığı araştırmaya göre, Gazze şebeke suyunun yüzde 95’i insan kullanımına uygun değil. BM raporuna göre ise Gazze’de, 2020’de içme suyu kalmayacak.

Gazze’de herhangi bir akarsu, dere gibi bir su varlığı yok. Su ihtiyacının tamamı yeraltı rezevlerinden sağlanıyor. Ancak bu yeraltı su kaynaklarının yüzde 90’ından fazlası da aslında kullanılmaz durumda. 2007’den beri abluka altında olan Gazze’de birkaç küçük ve eski arıtma tesisi var ama bu tesisler Akdeniz’den gelen tuzlu su ve çeşitli atık sularla kirlenmiş suları temizlemeye yeterli olmuyor. Üstüne üstlük ambargo nedeniyle bu tesislerin tamir ve bakım çalışmaları da yapılamıyor ve tesisler kapasitelerinin çok altında çalışıyorlar.

Gazzede denize akan arıtmasız atıksu
Gazze’de denize akan arıtmasız atıksu

Gazze şeridi, dünyada nüfusun en yoğun olarak yaşadığı yerlerden birisi. Bölgedeki insan sayısına bağlı olarak yüksek seviyelerde tüketilen yeraltı suları, artık yerel halkın yaşamını insani bir biçimde sürdürmeleri için yeterli gelmiyor. Bu durumdan özellikle kadınlar ve çocuklar olumsuz etkileniyor. Çoğu Gazzeli’nin tek su temin kaynağı Birleşmiş Milletler ve diğer insani yardım kuruluşlarının dağıttığı su ve gıda yardımları.

Ambalajlı sular çok pahallı olduğu için çoğu Gazze’li için bu suları almak mümkün değil. Özel su şirketlerinin sattığı suları karşılamaya yetecek ekonomik güce sahip olan Filistinlilerin oluşturduğu kesim, aylık harcamalarının %8’ini su tüketimi için yapıyor. Su için yapılan aylık harcamaların küresel ortalamasının %3,5 olduğu göz önüne alınırsa, Gazze halkının ödediği aylık %8’e varan harcamaların oldukça yüksek ve orantısız olduğu çok açık.

 

gazze 2

Gazze’de suya ulaşım dünyanın bir çok yerine göre daha az bir insanlık hakkı daha ziyade bir ayrıcalık. Filistinli çiftçiler de suya ulaşımın bu kadar sınırlı olmasından olumsuz etkilenen gruplar arasında. Su kıtlığının yanısıra, İsrail’in ambargosu sebebiyle tarımsal ürünler ve gıdalar, Gazze şeridi’ne giriş-çıkış esnasında uzun bekleme sıralarında bozulup, kullanılmaz hâle gelebiliyor. Halihazırda şebeke suyuna erişimi olan hanelerin ve kanalizasyon sistemi ile bağlantılı olan atıksu borularının sayısı sınırlı iken, İsrail saldırıları sırasında elektrik ve yakıt şebekelerine verilen zararlar ayrıca doğal olarak elektrik kesintilerine sebep oluyor. Bazı zamanlarda 16 saati bulan kesintiler, atıksu arıtma tesislerini de işlevsiz hale getiriyor. Bu koşullar altında, tonlarca arıtılmamış kanalizasyon suyu sokaklara veya denize doğrudan bırakılıyor. Bu durumun halk sağlığına ciddi etkileri söz konusu.

Çok sayıda insanın, sınırlarla çevrilmiş dar bir alanda, büyük bir yokluk içerisinde yaşamını sürdürdüğü bir gerçek. Olanaklar bu derece kısıtlıyken, üstüne bir de günlük hayatın parçası haline gelmiş olan elektrik ve su kesintileri eklenince, sadece Gazze için değil sınırlar ötesindeki İsrail için de ciddi bir salgın hastalık tehdidi doğuyor. Zarar gören altyapılar ve kesintilere bağlı olarak, su varlıklarındaki kirlilik ile yayılan tifo, kolera gibi salgın hastalıklar, sınırlar arasındaki ayrıma bakmaksızın tüm bölge halkını olumsuz etkileyecektir.

Gazze’nin yeraltı suyu kaynakları azaldıkça, bölgedeki salgın hastalık ve açlık tehdidi gitgide artmakta. İstenen çözüm elbette ki insanların, su ve gıda sıkıntısı çekmeden yaşamlarını sürdürebilmesi. Buna ulaşmak için yapılması gereken ise Türkiye’nin son dönemde İsrail ile yaptığı anlaşmada yer alan “deniz suyunun arıtılması, sondaj kuyuları” gibi teknolojik çözümler ile ambargonun delindiğini iddia etmek değil, ambargonun tamamen kaldırılmasını talep etmektir.

Kaynaklar: The GuardianMiddle East EyeTime